Aslında ben ikisini de çok seviyorum ama her zaman anime izleyemiyorum, film şeklinde bulursam izliyorum. Çünkü genel olarak pek dizi izlemiyorum. Eğer izleyeceksem bütün diziyi bir oturuşta bitirmek isterim. Ancak toplu halde bu kadar fazla zamanım olmuyor. Eğer bir oturuşta izleyemezsem de aklım hep dizide kalıyor. Ders çalışırken falan aklım oraya gidiyor. Kitaplarda da böyle bu. Kitap sürükleyici ise bütün işlerimi bırakıp okumaya başlıyorum. Ertesi gün 5 sınavım olsa bile:)
Manga okumayı anime izlemekten daha çok seviyorum. Çünkü birkaç resim ve birkaç diyalogun kafamdaki hikayeyi oluşturması beni çok etkiliyor. Manga hakkında en sevmediğim şey ise çok çabuk bitmesi. Bir mangayı ortalama 25-30 dakikada okuyorum ancak yeni cildinin çıkması 2-3 ayı buluyor. Beklemek bazen çok zor oluyor (özellikle manga heyecanlı bir yerde bitmişse).
Benim ilk okumaya başladığım manga Gençlik Yolculuğu. Bu mangayı çok sevdiğim için blogumun adını Gençlik Yolculuğu koydum. Aslında orijinalinde 13 cilt. Ancak henüz 7'si Türkçeye çevrildi. Diğer ciltleri merakla bekliyorum. Sizin de okumanızı tavsiye ederim. Aslında klasik bir lise aşkı hikayesi tadında olsa da hikayedeki bazı detaylar sizi kendine çekiyor. Mesela ana karakter Futaba. Nedense kendimle çok özdeşleştirdim onu.
Bu arada şunu söylemeliyim ki Gençlik Yolculuğu bir shōjo manga. Yani hedef okuyucu kitlesi genç kızlar. Ama bu genç kızların dışındakilerin okuyamayacağı anlamına gelmiyor tabii ki de.
Okuduğum diğer mangalar ise Death Note ve Another. Another'ı bitirdim ancak Death Note'un bazı ciltleri tamamen tükenmiş ve seriyi bitirmek için yayınevinin onları yeniden basmasını beklemek zorundayım. Çünkü hiçbir yerde yoklar. Ne bir internet sitesinde ne de bir kitap mağazasında bulabildim. En son okuduğum cilt de çok güzel bir yerde bitmişti ama devam edebilmek için aylardır bekliyorum ve bir bu kadar da bekleyeceğim gibi görünüyor.


