Manga/Anime/Webtoon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Manga/Anime/Webtoon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Temmuz 2021 Pazartesi

My Roommate Is A Gumiho | K-Drama

 



Bu sıralar internette oldukça popüler olan ve yakın zamanda biten ''My Roommate Is A Gumiho'' dizisini bitirdim. Üzerinden fazla vakit geçmeden de yorumlamak istedim. 

Bu diziden henüz çıkmadan önce de haberdardım. Ancak izlemek gibi bir niyetim yoktu. İnternette aşırı popülerleşince bir şans vereyim dedim, bir de Hyeri'yi (başrol oyuncusunu) severek takip ettiğim için en azından bir göz atmak istedim. İzlemeden önce Gumiho'nun ne olduğunu bilmiyordum açıkçası, bilmeyenler için şimdi açıklayayım. Kore mitolojisine göre Gumiho 9 kuyruklu bir tilkidir. İnsanları etkilemek ve ciğerlerini almak için başka varlıkların kılığına girebilir. 1000 yıllık ömrü içerisinde insan enerjisinden yararlanarak insana dönüşebilir. 

Yani, mitle ilgili, fantastik bir dizi izlemek hoşuma gitti çünkü genelde hep romantik ya da  lise/üniversite aşkı dizileri izlemekten şu ara sıkılmıştım.

Diziyi yorumlamak gerekirse bence çok tatlıydı. Normalde dizileri/animeleri bittikten sonra izlemeyi tercih edenlerdendim ancak şu sıralar bir dizi için yeni bölüm beklemek, bir kitabın yeni cildini beklemek, webtoonlara bölüm beklemek hoşuma gidiyor. Böylelikle o eser için beslediğim heyecanı yitirmemiş oluyorum. Bu dizinin yeni bölümlerini de hep keyifle bekledim. Her romantizm içeren dizide olduğu gibi bunda da çiftin başına gelen ve onlara engel olan çok fazla olay vardı. Bazen kendi saçlarımı yoldum ama yine de sevdiğim bir dizi oldu.

Ha, bir de unutmadan, bu dizi de bir webtoondan uyarlama. Bu arada konusunu anlatmadığımı fark ettim, hemen ondan da bahsedeyim. Shin Woo-Yeo, bir gumihodur ve insan olabilmek için de insan enerjisi toplayıp bu enerjileri bir gumiho incisinin içinde biriktirmektedir. Bir gün üniversite öğrencisi olan Lee Dam yanlışlıkla bu inciyi yutar. İnci bir insanın içinde 1 yıldan uzun süre kalmamalıdır, aksi takdirde hem Lee Dam ölecektir hem de Shin Woo-Yeo'nun topladığı bütün enerjiler boşa gidecektir. Bu felaketler yaşanmadan önce inciyi çıkarmanın bir yolunu bulmaları gerekmektedir.

Çok tatlı bir diziydi, ben hep (üzücü yerler dışında) sırıtarak izledim:)

Jang Kiyong'un (Shin Woo-Yeo'yu canlandıran aktör) gülüşü çok güzel, Hyeri (Lee Dam'ı canlandıran aktris) de çok tatlı. Başrol çiftimizin yanı sıra diğer karakterler de çok sevimliler. Aynısını True Beauty hakkında yazdığım incelemede de söyleyecektim ancak yazmayı unutmuşum:)

Ayrıca bu dizide 2. erkek konumunda kalan Seunwoo'yu da çok sevmiştim. Az önce bahsettiğim gibi yan karakterleri de çok sevdim özellikle Jaejin ve Hyesun'u. Hyesun'u canlandıran aktris Kang Hanna çok güzeldi, oynadığı her bir sahnede gözlerimi kamaştırdı. Dizinin müzikleri de hoştu. Kısacası bu diziyi çok sevdim. Sadece bir tane olumsuz eleştirim var. Bence 16 bölüm yerine 12 bölüm falan da olabilirdi. Kore dizisi izlemek isterseniz mutlaka öneririm:)




Kang Hanna (Hyesun) ve Kim Dowan (Jaejin)


Bae In-hyuk (Gye Seunwoo)



Önerdiğiniz dizi/film/anime/kitap/webtoon/manga/ve daha birçok şeyi yorumlara yazmayı unutmayın:)

22 Haziran 2021 Salı

KÜLTÜREL BİR ETKİNLİK! | Another: Manga VS Anime

 

Uzun zamandır Another isimli animeyi izlemeye çalışıyordum ve bugünlerde bitirdim:)

Normalde daha erken bir tarihte bu yazıyı yazmayı düşünüyordum ancak animeyi izlemeye bir türlü başlayamadım. En sonunda canıma tak etti (sürekli 'Another'ı izlesen mi artık' diyen iç sesim beni delirtti) ve bir gün oturup yarısını, ertesi gün de kalan yarısını izledim.

NOT: Bu yazıyı bir etkinlik için yazıyorum. Etkinliğe ulaşmak için tıklayın.

Another'ın ismini sürekli duyuyordum ve uzun zamandır okumak istiyordum. Pandeminin başlarında okumak için fırsat buldum ve okudum. Çok hoşuma gitti. Diğer yazılarımı okuyanlar bilir ki, çizgi roman ve manga gibi türler, sadece birkaç çizim ve diyalogla bir film etkisi yaratabildikleri için beni hep şaşırtmışlardır. Another da onlardan biriydi. Bir gerilim mangası olduğu için, bu gerilimi yansıtmasının biraz zor olacağını düşünsem de, yazar ve çizer bence çok iyi iş çıkarmışlar. Birkaç resim ve cümle sizi geriyor ve içine çekiyor. Bitirdikten sonra ''Vay be!'' dediğimi çok iyi hatırlıyorum. Aynı zamanda mangada anlaşılması zor olan bazı durumlar vardı. Onları anlamak için birkaç kere geriye dönüp tekrar tekrar okumak ve üzerine epey fazla düşünmek zorunda kaldım. Anladığımı düşünsem de bir o kadar da anlamadığımı düşündüğüm için, animenin daha iyi anlatabileceğine karar verdim. Sonuçta bir şeyi izleyerek anlamak çoğu zaman okuyarak anlamaktan daha kolay. Sesler ve görseller daha açıklayıcı kılabiliyor. Animeyi izlemeden önce böyle bir beklentim vardı. Bu beklentimi karşıladığını söyleyebilirim. Her ne kadar animeyi daha iyi anladıysam da mangayı daha çok beğendim. Daha profesyonelceydi. Daha sanatsaldı. Mangada çizimler duyguları ve konuyu daha iyi yansıtıyordu, animenin çizimleri ise gerici sahneler dışında, genel anlamdaki kasveti aktarmakta yeterli değildi bence. Tabii bu benim fikrim. Konusunu çok sevdim, orası ayrı.

Konuyu bilmeyenler için; bir okulda çok sevilen Misaki isimli bir öğrencinin ölümünün ardından, arkadaşları Misaki'nin öldüğüne inanmak istemediklerinden o, yaşamaya devam ediyormuş gibi davranmaya başlarlar. Bütün bir eğitim yılını böyle tamamladıktan sonra mezuniyet fotoğraflarında, ölü olmasına rağmen Misaki de çıkar. Bu olay büyük bir laneti başlatır.

Animedeki sesler, müzikler falan güzeldi; olaylar ilk başlarda pek sürükleyici değildi ancak son birkaç bölümde çok hızlandı. O yüzden bu animeyi izlemeye başlayıp da sıkıldıysanız yine de devam edin bence, çünkü sonlarında hikaye daha çok anlam kazanıyor.

Animeyi izledikten sonra çok fazla yorum okudum ve şunu fark ettim ki, bir kısım bu animeyi çok fazla beğenmiş (izledikleri en iyi anime olduğunu söylemişler), diğer kısım ise hiç beğenmediklerini, bu animenin hiçbir anlam ifade etmediğini söylemiş. Ben bu iki görüşün ortasındayım, ama iyi yönde olana biraz daha yakınım. Bence büyük bir çoğunluğun dediği gibi çöp falan değildi.

 Özetlemek gerekirse ben mangasını daha çok beğendim, ama animesi de yabana atılamaz. Canınız sıkılıyorsa hemen izleyin derim. Ancak bir uyarım var, eğer hassas bir insansanız biraz etkilenebilirsiniz, rahatsız oluyorsanız lütfen kendinizi izlemeye zorlamayın.


"-Ölüm hiç de nazik değildir. Karanlıkta kalırsın. Gözünün görebildiği her yer karanlıktır. Yapayalnızsındır.

-Yapayalnız mı?

-Evet. Gerçi yaşamanın da bundan pek farkı yok, değil mi? Her ne kadar sıkı ilişkiler içindeymişiz gibi görünse de, aslında yapayalnızız."


''Manga Nedir?'' diyorsanız tıklayın:)


4 Mayıs 2021 Salı

True Beauty | K-Drama




 Mart'ın 29'unda başında başladığım bu diziyi nihayet bitirebildim. 16 bölüm olduğunu duyunca ''Bir haftada izlerim,'' dediğim diziyi bir ayda zor izleyebildim. Pek vakit bulamadım izlemeye, sizin de bildiğiniz nedenlerden ötürü. Neyse ki vazgeçmedim.

8 Nisan'a kadar 13 bölüm izleyip son 3 bölümü de bu hafta bitirdim. 2,5 haftalık uzun bir ara vermişim izlemeye ama yine de olayları pek unutmadım. Webtoon'unu da yorumlamıştım. Buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Bu arada blogum galiba yavaş yavaş Webtoon bloguna dönüyor, aslında böyle olmasını istemiyorum ama uzun zamandır çok fazla kitap okuyup film izleyemiyorum, bu yüzden yorum yapabileceğim sadece Webtoonlar var. Ama yakında fazlasıyla kitap okuyacağım bu yüzden takipte kalın!
Konusundan Webtoon'unu yorumladığım yazıda bahsetmiştim, o yüzden şimdi genel olarak dizi hakkındaki yorumlarımdan bahsedeceğim.

Lim Ju Kyung rolünde Moon Ga-young oynuyor. Daha önceden kendisini tanımıyordum ancak rolünü güzel yaptığını ve Ju Kyung'u yaşatabildiğini düşünüyorum. Ayrıca konu gereği ana kahramanımızın makyajsız çirkin gözükmesi gerekiyordu ama Moon Ga-young o kadar güzel görünüyordu ki, insanlar onunla çirkin olduğu için dalga geçtiğinde sinirlenmeden edemedim ''Kızın çirkin olmadığını fark edin artık!'' diye. Zaten çirkin insan yoktur, ayrıca eğer Moon Ga-young'un bu haline zorbalık yapabiliyorlarsa bana neler yapmazlar neler, gibisinden düşünceler kafama üşüştü.


Webtoon'daki Ju Kyung vs Dramadaki Ju Kyung 



Makyajsız Ju Kyung



Makyajlı Ju Kyung




Bu arada Ju Kyung'un Webtoon'daki hali şaşırtıcı derecede Webtoon'un yazar-çizerine benziyor.
Zaten söylentilere göre Ju Kyung'u kendini referans alarak çiziyormuş, Suho karakterini çizerken BTS'ten Jin'den, Seojun karakterini çizerken ise Got7 grubundan JB'den esinlenmiş. Neyse, yerleri gelince onlardan da bahsederim.

Moon Ga-young'un oyunculuğu bence çok güzeldi, en azından bana sempatik geldi ve role de yakıştığını düşünüyorum, emanet gibi durmamış.

Lee Suho karakterini ise Cha Eun-woo canlandırıyor. Kendisini epey uzun zamandır tanıyordum. Astro isimli grubun da üyesi kendisi. Cha Eun-woo'yu uzun zamandır tanıdığım ve çok sevdiğim için onun bu dizide oynadığını öğrenince çok sevindim.

Webtoon'daki Suho vs Dramadaki Suho

Herkes Cha Eun-woo'nun bu dizide oyunculuk yapamadığını çok donuk olduğunu falan söylemiş ama zaten oynadığı karakterin rolü böyle. Normalde Cha Eun-woo böyle biri değil zaten, sürekli gülen içi içine sığmayan biri. Asıl bu yüzden donuk olması onun iyi bir oyuncu olduğunu gösterir.

Suho'nun karakterini, düşünme tarzını, zeki oluşunu çok seviyorum. Yaşadığı onca kötü şeye rağmen duruşunu bozmayışını da seviyorum. Suho gibi bir arkadaşım olsun isterdim. Yaptığı ufak tefek hatalar olsa da bence çok masum bir karakterdi.

Özellikle Suho'nun saf, kıskanç ve utangaç hallerini çok sevdim. Bence çok tatlıydı.

                                                          
Dramadaki Seojun

Webtoon'daki Seojun
  
    









Han Seojun'u canlandıran Hwang In-Yeop'u da bu dizide tanıdım. Ama kendisini çok sevdim. Oyunculuğu çok iyi bence. Dramaya da yakışmış. Kendisi şimdi Netflix için yeni bir dizi çekiyor. O dizi de bir Webtoon uyarlaması.        


Seojun, daha serseri ve daha cana yakın bir karakter. Tam birlikte sinemaya gidebileceğiniz, espri yapıp hunharca gülebileceğiniz, kısacası takılabileceğiniz bir arkadaş türünden bir karakter. Eğer Suho ile Seojun arasından Seojun'u seçecek olursanız, İkinci Erkek Sendromu'na yakalanacağınızı belirtmem gerek. 

Zaten dizi Ju Kyung ile Suho'nun aşkını anlatıyor. Seojun da (yazık, garibim) Ju Kyung'a aşık, ortalıkta öyle dolanıyor. Olaylar genel olarak Webtoon'dan farklı. Açıkçası ikisi, iki farklı eser gibi. O yüzden Webtoon'u okumadan diziyi izlerseniz yabancılık çekmiş olmazsınız.

Gerçek anlamda baştan sona izlediğim ilk Kore dizisiydi bu. Genelde pek ciddi anlamda oturup Kore dizisi izlemişliğim yok, ama filmlerini epey izliyorum. Zaten beni bilenler bilir, genel olarak pek dizi izlemiyorum, izleyemiyorum. Bazen oturup Kore dizilerinin kesitlerini falan izliyordum, meraktan sadece. Ama bu benim için bir ilk oldu, güzel de bir ilk oldu aslında. İzlerken beni pek sıkmadı, ama ben okuduklarına ve izlediklerine çok kafa takan biriyim ve bu dizide de Ju Kyung'un başından bir sürü olay geçiyordu ve bazen hiç istemediğim şeyler oluyordu. O yüzden izlerken içim daralıp daralıp durdu. Sürekli bunlar bir gün yüzü görmeyecek mi deyip iç çektim. Ben böyle şeylere kendimi fazla kaptırıyorum herhalde. Bazen kitap okurken (özellikle Agatha Christie okuyorsam) kalbim çok hızlı atmaya başlıyor ve biraz dinlenip öyle devam etmek zorunda kalıyorum. Kurgusal karakterlerle çok sıkı bir bağ kuruyorum ve onların dünyasında yaşıyorum. Onlar ne hissediyorlarsa ben de onu hissediyorum. Onlar gülerlerken ben de gülüyorum, ağlarken ise ben de ağlıyorum. Mesela bu dizinin dram içeren bazı kısımları vardı. Belki de pek ağlanacak şeyler değildi ama Ju Kyung her ağladığında ben de ağladım. O yüzden sıkıntılı anlar yaşadığımı itiraf etmem gerek, diziyi her ne kadar sevmiş olsam da.

Neyse ki ben Suho'yu Ju Kyung'a daha uygun görüyordum, bu sebeple İkinci Erkek Sendromu geçirmedim. ''O nedir?'' diyecek olursanız Kore dizilerinde başrol kız mutlaka iki erkeğin arasında kalmış oluyor çünkü ikisi de ona aşık oluyor. Ancak kız onlardan birine aşık olduğu için diğerini reddediyor ve eğer siz de reddettiği kişi ile o kızı yakıştırıyorsanız İkinci Erkek Sendromu'na düşmüş oluyorsunuz. Bu bana Webtoon'larda sık sık oluyor ama bu sefer olmadı. Çünkü Suho'nun çok masum olduğunu ve Ju Kyung'u çok sevdiğini fark ettim ve onun Ju Kyung'a daha uygun olduğunu düşündüm. Çünkü Ju Kyung da ona aşıktı sonuçta. Dizinin sonunda elbette Seojun'a çok üzüldüm lakin benim yapabileceğim bir şey yoktu. Seojun daha iyi şeyleri yaşamayı hak ediyordu, acı ama gerçek, her hikayede yanan birileri olur. O yüzden ben de kendi hayal dünyamda Seojun'u kariyerine odaklanmış, mutlu bir şarkıcı olarak hayal ediyorum.

Ayrıca dizinin müzikleri ve şarkıları da gayet güzeldi, özellikle birkaç şarkıya bayıldım. Buraya tıklayarak dizinin şarkılarına ulaşabilirsiniz.

Dizinin 2. sezonu gelmeyecek. Dram-romantik bir Kore dizisi arıyorsanız bu diziyi size rahatlıkla önerebilirim.
İyi günler dilerim:)

28 Nisan 2021 Çarşamba

Webtoon Önerileri | Şu Aralar Okuduklarım

 Herkese Merhaba!

Daha önceki yazılarımdan birinde okuduğum Webtoonlar hakkında bir yazı yazacağımı söylemiştim. İşte o yazı, bu yazı olacak:)

Sanırım buradaki Webtoonların hiçbirinin Türkçesi yok. (Webtoon sitesinde yok, ama başka sitelerde mevcut.) Yabancı dilinizi geliştirmek istiyorsanız İngilizce okumanızı öneririm, kesinlikle çok işe yarıyor.



To You Who Swallowed a Star
 

Yeni çıkan bir Webtoon. Çizimleri aşırı güzel ve sevimli. Dili ise anlaşılır. Henüz 10 bölüm yayınlandı ve çok hoşuma gitti. 

Hajun ve Hayul
Konusundan bahsetmem gerekirse Jiu Seo isimli ana karakterimiz annesiyle birlikte çocukluk arkadaşı olan Wurin ve annesinin yaşadığı evde yaşamaktayken bir stüdyo daireye taşınırlar. Daha sonra Jiu Seo, alt katlarında yaşayan Hajul ve Hayul isimli iki küçük çocukla tanışır. Bu çocukların annesi yoktur ve babaanneleri onlara bakmaktadır. (Babaanneleri yaşlı ve hasta olduğundan buna çok da bakmak denemez.) Kısacası çocuklarla ilgilenen kimse yoktur ve bu da yetmezmiş gibi babaları onlara şiddet uygulamaktadır. Bunu öğrenen 16 yaşındaki Jiu Seo çocuklara sahip çıkmaya karar verir. Hajun, 11 yaşında bir erkek çocuğu; Hayul ise 7-8 yaşlarında bir kız çocuğudur.

Şimdilik 10 bölümde fazla bir şey olmadı ama Webtoon'un açıklamasında Hajul'un büyüyünce ünlü biri olacağı ve bunun Jiu Seo'nun hayatını çok değiştireceği falan yazıyor, yani henüz hikayenin başlarındayız. Asıl hikaye kahramanlarımız büyüdüğünde işleniyor olacak. Şimdilik sadece kahramanlarımız ve onların geçmişleri, tanışmaları hakkında bilgi ediniyoruz denebilir.

Kısacası, yeni yeni Webtoon okumaya başlayacaksanız veya hafif bir şeyler arıyorsanız size To You Who Swallowed a Star'ı rahatlıkla öneririm. Her pazartesi yeni bir bölüm yayınlanıyor, bazen yeni bölümleri beklemek çok sıkıcı olabiliyor ama işi keyifli yapan da bu zaten:)



To Love Your Enemy 

To Love Your Enemy, yeni başladığım bir Webtoon. Henüz çok fazla okumadım ama çizimlerini ve konunun anlatılış tarzını çok sevdim. Her ne kadar ismi bir Wattpad hikayesinden fırlamış gibi dursa da:)

Her pazartesi yeni bölüm yayınlanıyor. Şimdilik 63 bölüm yayınlandı, ben daha başlardayım. Vakit bulduğumda okumaya devam edeceğim.

Geçmişinden nefret eden ve yepyeni bir hayata başlayan ana karakterimiz, herkese yalanlar söyleyerek kendine yeni bir hayat inşa eder. Adını bile değiştirmiştir, artık Yeonhee Bae'dir. Ancak bir gün, bir işe girmek üzere gittiği mülakatta biriyle tanışır. Bu kişi onu geçmişten tanımaktadır ve bütün sırlarını biliyordur. Bu sebeple birbirlerine düşman olurlar ama bu düşmanlık yavaş yavaş romantizme dönüşür.

Şimdilik hoş gözüküyor, hikaye ilerlediğinde daha detaylı bir yorum yapabilirim.



True Beauty 

Şimdilik 143 bölüm yayınlandı. Her çarşamba yeni bölüm geliyor. Daha önce hakkında bir yazı yazmıştım. Okumak için tıklayın!  

Aynı zamanda bir dizisi mevcut, onu da dün bitirdim. Yakında yorumu gelecek:)



Killstagram 

Detaylı yorum için tıklayın!


Before We Knew It 

Bu sıralar kafayı gerçek anlamda taktığım bir Webtoon. Ben okumaya başladığımda elli küsür bölümü vardı ve tabii ki de yapacağımı yapıp hepsini bir anda okudum. Şimdi yeni bölümleri okuyabilmek için pazar günlerini iple çekiyorum. Çizimleri çok iyi, renkler, renk uyumları falan her şey harika. Tamamen bir sanat. Yukarıdaki Webtoonların tümü Kore'de geçiyor ve Koreli insanlar tarafından yazılıp çiziliyor. Ancak bu onlardan farklı olarak Japon bir yazar-çizer tarafından oluşturuluyor ve Japonya'da geçiyor.

Henüz 57 bölümü var, dediğim gibi her pazar yeni bölüm geliyor.

Zamanında yazar olmak isteyen ancak editörlüğün ona daha uygun bir meslek olduğunu düşünüp editör olan Kano, tam bir kitap kurdudur. Resmen kitapların içinde yaşıyor gibidir. Ayrıca gerçek hayatta yaşamadığı birçok şeyi kitaplardan öğrenip gerçek hayatına uygulamaya çalışmaktadır. Aşık olmak buna bir örnek. 26 yaşında olmasına rağmen hiç aşık olmamıştır, aynı zamanda kimseyle de çıkmamıştır.

Derken bir gün, yayınevinin müdürü Kano'yu, Japonya'nın en ünlü yazarlarından biri olan Saku Kagaya'nın editörü yapar. (Kagaya çok çapkın biridir ve hep aşk hayatıyla gündeme gelmektedir.) Kano'nun en sevdiği ve kitaplarını ezbere bildiği yazar olan Kagaya belli sebeplerden ötürü hiç aşk romanı yazmamıştır. Kano ise onu aşk romanı yazması için teşvik etmeye çalışmaktadır. Bu süreç boyunca ikili birbirine aşık olur. Aynı zamanda ikisinin geçmiş sırlarını öğrenirken aslında ikisinin kaderlerini kesiştiren kişinin Chiyoka olduğunu keşfederiz.

Chiyoka'nın kim olduğunu söylemeyeceğim, okurken keşfetmenizi tercih ederim:)


Bunların arasından en çok True Beauty'yi seviyorum. Mükemmel, 10 üzerinden 100 alır benden. En iyi çizimlere sahip olan Webtoon. Bundan daha iyisini bulamazsınız. Şimdi çizimlerine göre bir sıralama yapacağım. 

  1. True Beauty
  2. To You Who Swallowed a Star
  3. Before We Knew It
  4. To Love Your Enemy
  5. Killstagram


Şimdi de hikayeye göre bir sıralama yapacağım.

  1. True Beauty
  2. Killstagram
  3. To You Who Swallowed a Star
  4. Before We Knew It
  5. To Love Your Enemy
Şu an şunu fark ettim ki, az önce Before We Knew It'i ölümüne övdükten sonra sıralamada onu biraz yermişim. Ama bunun sebebi onun kötü olması falan değil, diğerlerinin fazla iyi olması.

Umarım yazıyı beğenmişsinizdir. Beğendiğiniz Webtoon varsa lütfen bana da önerin:)

26 Nisan 2021 Pazartesi

#Killstagram

 Herkese Merhaba!

Bir Webtoon önerisiyle karşınızdayım!


Bu aralar -son bir aydır- Webtoonlarla kafayı bozmuş durumdayım. Bir sürü Webtoon'u aynı anda okuyorum ve çok güzel içeriklere denk geldim. Bugün size 1 günde okuyup bitirdiğim bir Webtoon'dan bahsedeceğim, yakın zamanda ise daha kapsamlı bir Webtoon önerileri yazısı gelecek.

Do Remi, geçmişinde kötü şeyler yaşamış, çok güzel ve çok ünlü bir sosyal medya fenomenidir. Yaptığı her şeyi, gittiği her yeri saniyesinde sosyal medyada paylaşan biri. Kısacası sosyal medyada yaşıyor denebilir. Ama peşinde sosyal medya fenomenlerini paylaştıkları hashtaglerden takip edip öldüren bir seri katilin olduğundan habersizdir.



44 bölümden oluşan bir Webtoon. Şu an duraklatılmış bir şekilde duruyor, ikinci bir sezon gelecek mi yoksa bitti mi henüz bilmiyoruz.
Gerilim/korku türünde ve hassas olabilecek görseller içeriyor. Eğer sizi etkileyeceğini düşünüyorsanız lütfen okumayın. Okuduğum gün ben de çok etkilenmiştim ama daha sonra yavaş yavaş alıştım. Hatta bloguma uzun bir süre yazı yazmayayım en iyisi diye düşündüğüm oldu. (Bir şeyler okurken sık sık böyle triplere giriyorum.)

Gerçekten sürükleyici ve güzel bir kurgusu var. Ama şu anlık kafamda oturmayan bazı şeyler ve açıklanmayan birkaç gizem var, bu yüzden 2. sezonun geleceğini ya da en azından gelmesi gerektiğini düşünüyorum.

Okurken yer yer ana karakterimize biraz sinirleneceksiniz (çünkü kafasını kullanmıyor) ama Webtoon buna rağmen güzel.

Puan vermem gerekirse 8/10 veriyorum ama 2. sezon gelirse ve aklımızdaki soru işaretlerini yok edebilirsek o zaman benden bir 9/10 alabilir.



17 Mart 2021 Çarşamba

True Beauty | Webtoon

 

İlk olarak Webtoon'un ne olduğundan bahsetmem gerekirse, web ile cartoon kelimelerinin birleşiminden türemiş bir sitedir Webtoon. Kısaca Güney Kore menşeili, dijital çizimlerle yapılan dijital bir çizgi roman sitesi. Webtoon'lar İngilizceye çevriliyor zaten. Ama eğer başka insanlar Türkçeye ya da herhangi bir dile çevirirse o dillerde de okuyabilirsiniz.

Bugüne kadar çok fazla Webtoon okuyamamıştım. Ama geçenlerde ''Artık okumaya başlayacağım.'' dedim ve internette sürekli gördüğüm True Beauty'yi okumaya başladım. Ben okumaya başladığımda 134 bölümü yayınlanmıştı ve ''Nasıl okuyacağım şimdi bu kadar bölümü?'' diye düşünmüştüm ama 4 günde 134 bölümü okudum, evet. Hatta her çarşamba yeni bölüm yayınlandığı için 135. bölümü de o 4 gün içerisinde okumuş oldum.

136. bölüm tam sınavlarımın ortasındayken yayınlandı ve yorgun argın okuldan eve geldiğimde (pazartesiden çarşambaya kadar 8 sınav olduğum için) bunun şerefine kendimi ödüllendirdim ve onu da okudum. 137. bölüm siz bunu okurken yayınlanmış olacak sanırım.

Belki aranızda çıldırmış olduğumu düşünenler olabilir (bu kadar hızlı okuduğum için) ama gerçekten çok hoşuma gitti. Ayrıca stresli bir dönemde olduğum için kendimi rahatlatmak üzere kitap okumak yerine Webtoon okudum.
Ben İngilizce kitap okumak konusunda tembellik eden bir insanım. Ama okumam gerektiğini biliyorum, bir dilde iyi hale gelebilmek tabii ki de okumakla olur, ancak dediğim gibi bu konuda tembelim, üşeniyorum ve okuduğum kitaplar genelde klasik kitaplar olduğu için, İngilizce versiyonları bana çok ağır geliyor. Bu yüzden Webtoon benim için çok yararlı oldu. 4 günde gerçekten konuşurken akıcılaştığımı hissettim. (Kendi kendime hep İngilizce konuşuyorum da.) 

Konusundan bahsetmem gerekirse, kendisini çok çirkin bulan ve diğerleri tarafından da çirkin bulunan Jugyeong, makyaj yapmayı öğrenip bambaşka bir insana dönüşür. Böylelikle iki farklı kişi gibi yaşamaya başlar. Çizgi roman dükkanında tanıştığı Suho ve okuldan tanıştığı Seojun ile yaşadıkları ve Suho ile Seojun'un arkadaşlığının altından çıkan dram işlenmekte. 
Kısacası romantik bir Webtoon, manga olsaydı shojo manga olurdu yani.

Aynı zamanda bu Webtoon'un dizisi de çekildi. (Çok fazla rağbet gördüğü için) Onu da izlemek istiyorum vakit bulunca.

Eğer önerdiğiniz Webtoon olursa severek okuyabilirim.

19 Şubat 2021 Cuma

Manga Okumak?

 


Manga okumayı, anime izlemeyi sever misiniz?
Aslında ben ikisini de çok seviyorum ama her zaman anime izleyemiyorum, film şeklinde bulursam izliyorum. Çünkü genel olarak pek dizi izlemiyorum. Eğer  izleyeceksem bütün diziyi bir oturuşta bitirmek isterim. Ancak toplu halde bu kadar fazla zamanım olmuyor. Eğer bir oturuşta izleyemezsem de aklım hep dizide kalıyor. Ders çalışırken falan aklım oraya gidiyor. Kitaplarda da böyle bu. Kitap sürükleyici ise bütün işlerimi bırakıp okumaya başlıyorum. Ertesi gün 5 sınavım olsa bile:)

Manga okumayı anime izlemekten daha çok seviyorum. Çünkü birkaç resim ve birkaç diyalogun kafamdaki hikayeyi oluşturması beni çok etkiliyor. Manga hakkında en sevmediğim şey ise çok çabuk bitmesi. Bir mangayı ortalama 25-30 dakikada okuyorum ancak yeni cildinin çıkması 2-3 ayı buluyor. Beklemek bazen çok zor oluyor (özellikle manga heyecanlı bir yerde bitmişse). 

Benim ilk okumaya başladığım manga Gençlik Yolculuğu. Bu mangayı çok sevdiğim için blogumun adını Gençlik Yolculuğu koydum. Aslında orijinalinde 13 cilt. Ancak henüz 7'si Türkçeye çevrildi. Diğer ciltleri merakla bekliyorum. Sizin de okumanızı tavsiye ederim. Aslında klasik bir lise aşkı hikayesi tadında olsa da hikayedeki bazı detaylar sizi kendine çekiyor. Mesela ana karakter Futaba. Nedense kendimle çok özdeşleştirdim onu.

Bu arada şunu söylemeliyim ki Gençlik Yolculuğu bir shōjo manga. Yani hedef okuyucu kitlesi genç kızlar. Ama bu genç kızların dışındakilerin okuyamayacağı anlamına gelmiyor tabii ki de.

Okuduğum diğer mangalar ise Death Note ve Another. Another'ı bitirdim ancak Death Note'un bazı ciltleri tamamen tükenmiş ve seriyi bitirmek için yayınevinin onları yeniden basmasını beklemek zorundayım. Çünkü hiçbir yerde yoklar. Ne bir internet sitesinde ne de bir kitap mağazasında bulabildim. En son okuduğum cilt de çok güzel bir yerde bitmişti ama devam edebilmek için aylardır bekliyorum ve bir bu kadar da bekleyeceğim gibi görünüyor.